Bütün hafta buraya birşeyler yazmak için zaman ayirmaya calistim. Şimdi kisa kisa yazayim.
Gecen Agustos ayindan beri Erlangen’de bir yoga studyosunda ders veriyorum. Benim kendi dersim cumartesi sabahlari. Ancak studyonun sahibi kisa bir tatile ciktigi icin pazar ve pazartesi onun olan dersleri de ben verecegim. O yuzden dun de oglen dersim vardi. Bugün de pazartesi yani akşama bir dersim daha var.
Gecen hafta ortasindan beri epey bahar gelmis gibi hava hakim buralara. Neden? Cunku hava 10 derecenin uzerine cikti (nihayet!!!) ve gunes acti (yihhuu!!). Ben de ogleden sonra kaptim bebeyi saldim parka. Uzuun zamandir 2-3 saat araliksiz durmamistik. Ben bile epey yorulmusum.
Akşam ödev fln yapacak halim kalmamıştı. Almanca kursuna devam ettiğim için ve nisanda sınavım olduğu için bu ara yine öğrenci gibi takılıyorum. Ama bu hafta kendimce almancama sınıf atlattım diyebilirim. Youtube’dan vlog izlemeye başladım. 2 tane de dergi kaptım. Burdaki kitapçılarda çook gözüm kalıyor. İstanbul’dan taşıyabildiklerim de sayılı :(( epeydir elime dergi almamıştım velhasıl... O çizimler, sayfalar şahane.... Buraya da bir kaç resim ekliyorum.
Bir de cumartesi akşamı Netflix’de bir belgesel izledim. Adı “Heal”. Belgeselin odak noktası veya benim en çok ilgimi çeken kısmı diyeyim zihin- beden bağlantısından bahsetmesiydi. Savaş veya sıvış refleksi, yaşadığımız stresin bedenimize etkileri, beslenmenin sadece karnımızı doyurmaktan öte hücreleri ve zihni beslediği, positif düşünmenin iyileşmenin bir adımı olduğu gibi bir çok alt başlıkta vardı belgeselde. Aslında tekrar izleyip notlar alıp burada daha detaylı paylaşmayı çokl isterim.
Bu seferde zaman yetmedi. Kursa yetişmem lazım. Takip ettiğim 1-2 vlog ve instagram sayfasından ve yeni oluşmakta olan suluboya merakımdan da bir sonraki postumda bahsedeyim o zaman.
Sevgiler



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder